23 Haziran 2010 Çarşamba

Tuhaf Şeyler ve Kısa Notlar...

Burada her şey çok düzenli.

Bu girişten bağımsız devam etmek istiyorum: sabah mutsuz uyanabilirsiniz ama mutsuzluğunuz ancak başka bir insanla karşılaşıncaya kadar devam edebilir. Evinizden çıktığınız andan itibaren tanıdığınız tanımadığınız tüm komşularınız -tabi eğer onlarla karşılaşabilirseniz :)- ya da tanımadığınız insanlar; otobüs şöferleri, bilet gişelerinde çalışanlar, kasiyerler, bankacılar, dükkan sahipleri, o dükkanların çalışanları aklınıza gelen herkes önce bir 'Günaydın' diyor, demese de sıcacık bir gülücük gönderiyorlar. Hatta bazı şoförlerle sabahın 7 sinde yapılan otobüs yolculukları kahkalarla geçebiliyor. Henüz hiç sinirlenmedim :), çok konuşan ve lafı çok uzatan biri var, onu dinlemek hariç.

Bu dükkanın içinde bir kaç sokak kartpostallar için ayrılmış :-)
Bu sayfadaki her fotoğraf cep telefonu ile çekildi, kusura bakmayın.

Bütün taşıtlar yaya görünce duruyor! Şaşırtıcı!
Aralarından geçebileyim diye dansözlük yapmıyorsunuz! Can sıkıcı! :)
Şaka tabi, burada insan bir garip hissediyor; öncelikli.
Bir araba benim için durunca ben koşturmaya başlıyorum, alışkanlık :) Bekletmeyeyim fazla diye. Onlarda gülümsüyor :)

Her yaya geçidinin olduğu yerde bir buton var ona bastığınızda araçlara kımızı yanıyor -bunu çok kişi biliyor ama olsun- ve yayalara yeşil. - Buraya fotoğrafını ekle İkur !-  Gerçi bence ona bastığımızda yayalara yeşil o kadar da çabuk yanmıyor, o zaman o ne işe yarıyor bilmiyorum. Acaba basmazsak trafik akmaya devam mı eder? :) Bir denemem lâzımdı, denedim.
Tali yollar hariç diğer tüm yollarda evet bu zımbırtılara basmazsanız trafik akmaya devam ediyor. Ve bunların sisteminin adı 'akıllı sistemmiş' efenim basılma sıklığına göre trafiği durduracağı süreye ya da yaya olmasa da 'yaya geç' ışığını yakacağı sıklığa kendi kendine programlanıyormuş.
Bizim evin bulunduğu yerdeki yol pek yayalar tarafından kullanılmıyor, o yüzden 3 günde beklesen o düğmeye basmazsan araçlara hiç kırmızı yanmıyor. Şimdi akıllı sistemin biraz aklını karıştırmaya çalışıyorum, onu şaşırtıyorum. Oradan geçerken bir kaç kez dokunuyorum. 'Çok kişiyiz, hadisene abijim'.

Bakalım benim döneceğim süreye kadar ne gibi bir değişiklik olacak ya da olacak mı? :-) Sizce? Gerçekten akıllı mı cidden merak ediyorum, göreceğiz..
Kötü bir şey yaptığımı düşünmüyorum, test ediyorum. Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp ve öğrenmek için her yol mübah. Pehh :)

Yayalar da kurallara %100 uyuyor, yaya geçidine kadar yürüyorlar her neredeyse, işiniz aceleyse o yaya geçidi çok uzak kalabiliyor, çünkü (1) yaya geçidine varıp (2) yaya geçidini geçip (3) -varış noktanıza- tekrar geri yürümek var.. Ben geç kalmışsam, tarfikte uygunsa geçtim valla hem de iki kere. Biri öğrenci işlerinde çalışan Neil'in yüzünden oldu, diğeri de yalnız gittiğim ilk gün tren istasyonundan çıkabilmeyi biraz geç becerebildiğim için, derse geç kalmıştım :)

Tren istasyonu demişken, sigaralar buraya.
Tıklayın büyüsün, çekinmeyin.

Bu güleryüz işi şaka değil, insanların inanılmaz bir enerjisi var. Gazete ve Tv habererinde bizdeki gibi katliamlar göstermiyorlar, hatta 'Mutlu haberler' diye afişler filan gördüm bir kaç kez metro panolarında. Zaten çok önemli değilse 3. sayfa haberi hiç yok. Daha çok Amerika'yla ilgililer, diğer ülkelere uzak olduklarından mıdır neden bilmiyorum onlarla pek ilgilenmiyorlar/mış. Ama yemekte para konuşuyorlarmış. :)

Şehrin herhangi bir yerinde durduğunuzda sınıf farkı diye bir şey hissedemiyorsunuz ya da ben ayırt edemiyorum, neredeyse yok gibi. Bildiğim tek şey apartman dairelerinin alt sınıfa hitap ettiği, geliri düşük olanlar onları tercih ediyor/etmek zorunda kalıyorlar. Ama bizim lüks apartman dairelerine beş basar durumdalar -dışarıdan biliyorum tabi, bir de apartman girişlerinden- :)
Mesela şimdi bizim bulunduğumuz bölge buranın kalbur üstü semtlerinden. Yedinci zengin, ikinci en güvenli yeriymiş bu bölgenin. Göle çok yakın 2+1 bir apartman dairesi -küçük değil- 1000 dolar. Yani İstanbul'da olsa aynı çevre ve koşullarda o daire en az 2500 TL.

Binaların yola olan uzaklıkları, komşularına olan uzaklıkları, ön bahçe payı vs vs her şey tanımlı ve muntazam. Çevreye karşı da çok duyarlılar, burada kendimi bu konuda çok mutlu hissediyorum. Sokakta kavga eden birilerini görürsek o muhtemelen çevre ile ilgili olabilirmiş, bu konuda çok katılarmış, bir öğretmenimiz öyle dedi :-). Aynı hocanın dersinin çalışma konuları esnek, biz seçebiliyoruz yani, meselâ Toronto'da ki alışveriş merkezleri, gezilecek yerler, ucuz marketler, barlar, outletler vs vs de olabiliyor... Seçeneklerden biri çevre idi, bir kaç kişi onu seçtik Meksikalının biri 'Ya bütün tenekelerin üstünde resmi var nesini anlatacak' dedi :)


Burada güya bir evi yıkıyorlar. Ne bir ses ne bir toz.
Sadece sökmece takmaca, beton yok

Burası tanıdıkça sevilecek bir şehir galiba ama daha önce de yazdım ya çok uzak. Biraz önce Dilek Abla'yla da onu konuştuk, çalışıyorsan 2 hafta tatilin var, Türkiye'ye mi gideceksin, dinlenecek misin veya istediğin bir yerde tatil mi yapacaksın? İşte bu kısmı ...

Ha bu arada sokak hayvanı yok ! Kedi, köpek hiç. Bir tane gördüm geçen sabah -fotoğrafını çektim :)- sarı bi kedi -who called Garfield (bizim tarafımızdan)-.
Beş yıldır bu sokakta görülen ilk ve tek kediymiş zaten.
Tasmalı :)
Sadece gezintiye çıkıyor sabahları.

Asil Garfield

Bahçemize misafir olanlar var ama;
Kanada kuşu, muhteşem bir sesi var


 
Yabani, sadece misafir


Kuş


Bahçenin müdavimi. Açıktığında soluğu burada alıyor, fıstık istemeye geliyor. Alıp kaçıyor, yüzünüze bile bakmıyor fıstığı aldıktan sonra. Memleketin yüz karası. Bunun bi tane de eteklisi var, sonra göstereceğim size.

Her yerde el temizleme jelleri var ve sık kullanılıyor, bu domuz gribi yaygarasından sonra biraz hassaslaşmışlar, aslında paranoyaklaşmışlar. Eve geldiğim gibi çantamda taşımam ve sık kullanmam için bana da bir tane verildi. Daha kullanmaya fırsat olmadı ama okulda bir kaç kez kullandım, yani önünde duraklamışsam mutlaka temas ediyorum :-)

Yalnız burada sivrisinek var! Hepsi tepemde sağolsunlar, vahim durumdayım dünden beri ve sanırım bir şeye alerjim var. Yüzümde uçuğa benzer ama olmayan bir şey de çıktı. O alkollü şeyi çevresinde gezdiriyorum, kaşınıyor çünküüüü.
Sinekleri ilaçlarsınlar onlar da yokolsun değil mi? Bence de ama yapmıyorlar 'ilaç' 'kimyasal' diye.. Ulen bunlar karbondioksiti en çok havaya salanlardı değil mi? Bari salınımı böyle azaltalım diye mi bu çaba acep? Olsun yine de iyi.

Bir not daha, kaç oldu bilmiyorum: Herkes haklı olarak fotoğraf görmek istiyor ama Allah rızası için bir soran yok 'çekebiliyor musun' diye ! :), çe-keeee-meee-diiiim aaaarkaaa-daaaşşş-laaar, lay la lay lay lay lay lay -sesimizi yer gök su dinlesin, sert adımlarla heryer inlesinn-.
Yarından sonra inşallah, pardon yarından itibaren.
Seyahatimizin gezi ayağının açılışını yapıyorum yarın; Boat Party'e katılıyorum. Okulumuz düzenliyor. Tabi size fotoğraf göndereceğim. :)

Görüşürüz anacım!

Önemli not: Geldiğimden beri toz almadık! Tembellikten değil toz YOK!

Ve son not: Yarın möhim bir sınavım var. Aceleye geldi bu biraz. Düzenleyeceğim perşembeden itibaren ve bol gezi, bol fotoğraf.

Sağlıcakla

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Zaman ayırdığın için teşekkürler ;)